Gündeme geldiği günden bu yana birçok tartışmaya konu olan ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından biri olarak gösterilen İstanbul Yeni Havalimanı bugün açılıyor.
Şu ana kadar 7 milyar euronun üzerinde bir yatırımın yapıldığının açıklandığı havalimanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılacağı törenle açılıyor. Yeni havalimanının adı da bugün açıklanmış olacak.
Erdoğan'ın bir "zafer anıtı" olarak nitelendirdiği ve destekçileri tarafından Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının en ihtişamlı projesi olarak nitelendirilen yeni havalimanı, bazıları içinse İstanbul'un sonunu getirecek bir felaketin parçası,,
BBC Türkçe, İstanbul'a üçüncü bir havalimanının yapılması fikrinin ortaya çıkmasından bu yana çok tartışılan bu projeyi ihale sürecinden işçi haklarına, maliyetinden yapıldığı yere kadar birçok açıdan değerlendiren bir haber dosyası hazırladı. Bu dosyada projeyle bağlantılı çok sayıda kişi ile görüşmeler gerçekleştirildi.
Yeni havalimanı fikrinin ortaya çıkışı 2005
Açılışı cumhuriyetin kuruluşunun 95'inci yıldönümü olan 29 Ekim 2018 tarihinde yapılacak olan üçüncü havalimanı fikrinin ortaya atılmasının tarihi 2005 yılına kadar uzanıyor.
Söz konusu fikri, Erdoğan henüz başbakan olduğu dönemde İstanbul'daki iki havalimanının yeterli olmadığı ve Avrupa yakasına üçüncüsünün inşa edileceği sözleriyle ortaya attı.
Projenin hayata geçirilme süreci ise 2011 yılında Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde "Vizyon 2023" hedeflerini açıklamasıyla birlikte hızlandı.
İhale 13 Mayıs 2013 tarihinde yapıldı. Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan ihalede yeni havalimanının 25 yıllık kira bedeli için en yüksek teklif 22,152 milyar Euro oldu. KDV de eklendiğinde bu miktar 26.142 milyar euroya ulaşıyor.
Bu da 25 yıl boyunca "mal sahibi" konumundaki Devlet Hava Meydanları İşletmesi'ne (DHMİ) senelik 1,04 milyar euro gibi bir kira bedeli ödeneceği anlamına geliyor.
Ancak ihaleyle ilgili esas tartışma bedelden çok, kazanan konsorsiyum üzerinde yaşandı.
17 firmanın şartname aldığı ancak dört grubun teklif verdiği ihaleyi kazanan Cengiz-Kolin-Limak-MAPA-Kalyon Ortak Girişim Grubu'nu oluşturan şirketler, kamuoyunda yakından biliniyor.
Daha önce enerji dağıtım ve metro hattı gibi büyük altyapı ihalelerini alan bu şirketlerin adı 17 Aralık 2013'te yolsuzluk iddialarıyla ilgili başlatılan operasyonlarda da geçmişti.
'Bazı firmalar adrese teslim olduğunu düşündü'
İhale sürecini yakından takip eden bir kaynak, Türkiye'nin bazı büyük gruplarının şartname almalarına karşın ihaleye girmemelerinin ardında hazırlanan şartnamenin "adrese teslim bir ihale süreci" izlenimi vermiş olmasının etkili olduğunu söyledi.
İhale süreciyle ilgili adının açıklanmaması koşuluyla BBC Türkçe'ye bilgi veren kaynak, "İhale şartnamesinin bazı kritik noktalarında muğlak ifadeler yer alıyor. Bu da devletin, yani DHMİ'nin ihale sonrası bazı konularda karar verirken kazanan şirkete göre farklı inisiyatifler alabileceği kaygısı yarattı" dedi.
Havalimanının üzerine inşa edildiği zemini "sorunlu ve sıkıntılı" olarak tanımlayan aynı kaynak, dolgu ve hafriyat çalışmalarının çıkabilecek problemlere karşısında maliyeti olağanüstü düzeylere çıkarabilecek olmasından dolayı birçok firmanın "gözünü korkuttuğunu" da vurguladı.
Aynı kaynak, "Mesela, şartname ve sözleşmeye göre, dolgu malzemesinin temininin de yaşanan sıkıntılar inşaatı askıya alabilecek mücbir sebepler arasında sayılıyor. Ancak bunun ne olabileceği belirtilmiyor ve hangi durumda devletin mücbir sebep kabul edip etmeyeceği de net değil. Ben dolgu malzemesi bulamam ama bunu mücbir sebep saymaz, sen bulamazsın, sana sayar. İşte saymadığı noktada ciddi bir mali yük oluşturur" dedi.
DHMİ, BBC Türkçe'nin ihale süreci ve havalimanının yapım aşamalarıyla ilgili sorduğu sorulara yanıt vermedi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder